Derin Mevzular, Ne izleriz?, Ne okuruz?

Gölge, Persona ve Ego

“Gölge, bilinçli ve bilinçdışı zihnin arasındaki eşikte bekler ve rüyalarımızda onunla, kardeş, dost, hayvan, canavar, düşman, rehber olarak karşılaşırız. O, bilinçli benliğimize kabul etmek istemediğimiz ve kabul edemediğimiz her şeydir; içimizdeki, bastırılmış, yadsınmış ya da kullanılmayan tüm özellikler ve eğilimlerdir.”

Ursula K. Le Guin – Çocuk ve Gölge

Gölge diğer bir deyişle insanın yüzleşmek istemediği karanlık tarafıdır. Gölge için Jung’un söyledikleri ise şöyle:

“Herkes bir gölgeye sahiptir, bu gölge insanın bilinçli yaşamında ne kadar az içeriliyorsa, o kadar kara ve yoğun olur.”

O halde gölgemizle ne kadar az yüzleşirsek, onun güçlenmesine ve etrafımızda bir tehdit oluşturmasına da o kadar imkân vermiş oluyoruz.

 

“Bilince kabul edilmeyen gölge, dışarıya, diğer insanlara yansıtılır, sorun onlardır, kötü olan da onlardır.”

 

İnsanın toplum içinde var olabilmesi ve grup üyeliğini sürdürebilmesi için, gölgesindeki hayvansı eğilimleri ehlileştirmesi gerekir. Ehlileştirme süreci, gölgenin taleplerini bastırıp onun gücüne karşı çıkabilecek güçte bir “persona” geliştirerek gerçekleştirilir. Persona Jung’un, gölgenin gücünü denetim altında tutan kişilik bölümüne verdiği isimdir. Persona sözcüğü aynı zamanda tiyatro oyuncularının çeşitli rolleri canlandırırken taktıkları maske anlamına gelir. Jung’un psikiyatrisinde bu sözcük, insanın kendisi olmayan bir kimlik yaşaması anlamında kullanılır. Bir başka deyişle, persona toplum tarafından kabul edilebilmek için insanın dış dünyaya karşı taktığı maske ya da takındığı kimliktir.

 

Au Revoir Là-Haut (Yukarda Görüşürüz) adlı filmde personanın ne kadar ustaca işlendiğini ve birbirinden güzel maskeleri göreceksiniz. Ne filmdi ama…

 

Günümüz dünyasında persona, insanın günlük hayatını sürdürebilmesi için zorunludur. İnsanlarla iyi geçinmemizi, hatta hoşlanmadığımız kişilerle birlikteyken gerçek duygularımızı belli etmememizi sağlar. İnsanlar, özellikle çalışma hayatında bu maskeyi neredeyse sürekli kullanırlar, akşam eve gidince çıkarırlar. Birçok insan ikili bir hayat sürdürür; bunlardan biri personanın egemenliğindedir, diğeri onun içgüdüsel dünyasının ihtiyaçları doğrultusunda yaşanır.  Bir insanın birden fazla maskesi olabilir. Çalışırken kullandığı maske, evdeki maskesinden farklıdır. Sosyal yaşantısında üçüncü bir maske kullanabilir.

İnsan personasına kendini çok fazla kaptırır ve egosu yalnızca bu rolle özdeşleşirse, kişiliğin diğer bölümleri bir yana itilir. Böyle durumlarda kendine yabancılaşır ve aşırı gelişmiş personasıyla, kişiliğin az gelişmiş bölümleri arasındaki çatışmadan ötürü sürekli bir gerilim yaşar. Egonun persona ile özdeşleşmesine “şişme” denir ve insanın kendisini aşırı önemsemesi görüntüsüyle ortaya çıkar. Günümüz insanının psikolojisinde en büyük sorunlardan biri işte bu; kendine yabancılaşma ile başlayan ego şişmesi. Kendine yabancılaşan insanların gerçek duyguları ile kendileri arasında bir set kurulur ve hayatlarını kolaylaştırmak için takındıkları personaların esiri olarak yaşamaya devam ederler.

Ego şişmesi insanın aşağılık duyguları yaşamasına neden olur. Kendisini, geliştirdiği gerçek dışı amaçlara ulaşamamış hissettiğinden yetersizlik duygularına kapılır, dünyasına yabancılaşır ve yalnızlık çeker.

(Not: Yazı bu kısma kadar Engin Geçtan’ın Hayat adlı kitabından alıntılar bir araya getirilerek yazılmıştır.)

 

Bütün bunları Zelda ile konuşup düşünürken birden hislendi ve akabinde şiir gibi konuşarak insanı yorumlamaya başladı:

YENİ DÜNYA İNSANI

Saplantılara sevgi denir oldu,

Değer vermemek bir maharet.

İnsan, insan olduğunu inkâr ederek

Kendini kendine itiraf edemez oldu

“Kimim ben? Ne hissediyorum?”

Her seferinde bir bahane buldu:

“Yok canım, bu ben olamam!”

Yüzünü makyajladı, olmak istediği gibi oldu

Ama içindekine uzanamadı elleri,

Olduğu gibi sevemedi içindeki beni,

Her bocaladığında, olmak istediğine koştu.

 

Tüm değerlerin içi boşaltıldı,

Sadece “cool” görünmek için söylenen

Afili sözlerde donup kaldı anlamlar.

Ne aşklar, ne arkadaşlıklar…

İçten gelen değil, tasarlanmış laflar,

Bu laflardan öteye gidemedi yaşantılar.

 

Samimiyet çıkara yenik düştü,

Bunu bilmeyene çelimsiz dendi,

Üzülmeyi bilemeyene ise güçlü.

Benlik kim bilir neye dönüştü,

Kendini başkalarında arar oldu insan.

Böylece yıkıldı karakter, kim bilir neye dönüştü.

Yeni Dünya şairlerinden Zelda.

Gölgemizle yüzleşebildiğimiz, personalarımızla aramızdaki dengeyi bulabildiğimiz, egomuzun şişmeye uğramadığı bir yaşantı dileğiyle…

2 thoughts on “Gölge, Persona ve Ego

  1. Yazınızı ve şiirinizi çok beğendim. İzniniz olursa bunu bir kişisrl gelişim merkezinşn sosyal medya hesabınsa pahlayşamk isteriz. Merkezimizin adı Persona siz de instagramdan takip edeblirsiniz. Eğer müsaade ederseniz bize isminizi de yollarsanız paylaşalım şiirinizi. Emeğinize sağlık, sevgiler

    1. Merhaba, ilginiz ve beğeniniz için teşekkür ederim. Yazıyı kedifesto.com’dan alınmıştır diye belirterek paylaşabilirsiniz.
      Sevgiler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir